Yukarı
7

Av. Anıl Selek

Kim olduğumu bilmese de

12 Mayıs, 2016

                İnsanoğlunun temel ihtiyaçları vardır. Yemek,  içmek, giyinmek ve barınmak gibi. Ama bunlar sadece hayatta kalmamızı sağlayabilir; insan olabilmek ve insanca yaşamak içinse manevi ihtiyaçlara gereksinim duyarız.

                İnsanın yaşamdan zevk almasını sağlayan, insanı hayata bağlayan  manevi  ihtiyaçlarının başında da “sevgi” gelir. Hep söylenir insanı hayvandan ayıran en önemli özelliği “düşünebilmesidir”. Bense bu gerçek dışında, insanın zaman zaman gösteremediği sevgi örneklerini hayvanların ne kadar güzel gösterdiklerini düşünüp bu düzeye ulaşamayan insanlara üzülmüş ve içerlemişimdir.

                Ekranlarda, hikayelerde ve günlük hayatımızda sıkça rastlamışızdır bu sevgi gösterilerine. Kendisinden çok daha güçlü düşmana karşı yavrusunu koruyan bir kediyi, kartalla savaşan ördeği ve sahibinin başında günlerce bekleyen vefakar bir köpeği imreni ve keyifle izlemişizdir.

                Elbette insanoğlu da sevgisiz değil ancak yaşanan savaşlar, acımasızca davranışlar, şu veya bu ad altında işlenen cinayetler ve paranın adeta esir aldığı insanların bu kötü örnekleri ne kadar da çok değil mi? Ama içinde sevgiyi öylesine güzel yaşayan ve hatta karşılık dahi beklemeden seven güzel insanların varlığını da inkar edemeyiz. İşte bu güzel insanlardan bir tanesinin kısa bir hikayesini sizlerle paylaşmak istedim.

               Yaşlı bir adam sokakta yürürken kendisine bir araba çarpar ve hafif bir şekilde yaralanır. Hem yaşından dolayı hem de görünmeyen bir hasarın olup olmadığını tespit için hemen hastaneye götürülür.

                Hastanede kendisi ile ilgilenen doktor ve hemşireler, röntgen çekerek her hangi bir kırık veya çatlak olup olmadığını inceleyeceklerini söylerler.

                Yaşlı adam huzursuz bir şekilde “acelesi olduğunu, gitmesi gerektiğini ve röntgen istemediğini” söyleyince doktor ve hemşireler merakla acelesinin nedenini sorarlar. Yaşlı adam yanıtlar “Eşim huzur evinde kalıyor. Her sabah birlikte kahvaltı etmeye giderim, gecikmek istemiyorum”.

                Hemşire “Eşinize burada olduğunuzu iletir gecikeceğinizi söyleriz” deyince; yaşlı adam üzgün bir ifade ile: “Ne yazık ki karım Alzheimer hastası hiç bir şey anlamıyor,hatta benim kim olduğumu dahi bilmiyor” demiş.

                 Hemşire hayretle:“Madem sizin kim olduğunuzu bilmiyor neden her gün onunla kahvaltı yapmak için koşuşturuyorsunuz?” diye sormuşlar.

                 Yaşlı adam cevaplamış:”Ama ben onun kim olduğunu biliyorum..”

                 Karşılıksız sevmeniz ve sevilmeniz dileklerimle…



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Kızılcık Şerbeti yayın akışından çıkarıldı: Yeni bölüm tarihi açıklandı

Show TV’nin sevilen dizisi Kızılcık Şerbeti, bayram arası nedeniyle yayın akışından çıkarıldı. Dizinin yeni bölümünün 27 Mart Cuma akşamı izleyiciyle buluşacağı açıklandı. Cuma akşamların...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Gerçek farkındalık empati ile başlar!

Down sendromu bir eksiklik değil, genetik bir farklılık. Bu farklılığın bir başarı hikâyesine dönüşmesi okul, aile ve toplumun oluşturduğu uyumlu ilişkiye bağlı. Dünya, 21 Mart’ta Down sendromlu bireylerin hayatın her alanındaki başarılarını ve enerjisini kutlarken uzmanlar, bu hikâyelerin arkasındaki en büyük gücün aile ve eğitim dayanışması olduğunu belirtti.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR