- CHP’li Bakan süreç komisyonunda isyan etti! ‘Kürt sorunu tarihsel olarak cumhuriyetle birlikte başlamadı’
- Özgür Özel'den canlı yayında kritik açıklamalar… İBB tahliyelerine sert çıkış: ‘Arkadaşlarımıza ‘pardon’ diyorlar’
- Tutanak ilk kez okundu: İşte İmralı'da konuşulanlar
- İBB Soruşturmasında 19 Kişiye Tahliye
- Başkan Mutlu’dan yılın son meclisinde peş peşe müjdeler geldi
Kış depresyonuyla nasıl başa çıkabilirsiniz?
Kış mevsiminde güneş ışığının azalması, melatonin ve serotonin gibi beyin kimyasallarını etkileyerek depresyona yol açabilir. Ayrıca D vitamini eksikliği, bu belirtileri daha da kötüleştirebilir. Psikiyatri Uzmanı Dr. Anıl Talas Özçimen, kış depresyonu ve D vitamini eksikliği arasındaki ilişkiyi açıklıyor.
Psikiyatri Uzmanı Dr. Anıl Talas Özçimen, depresyon hakkında açıklamalarda bulundu.
‘UYKUSUZLUK GÖRÜLEBİLİR’
Depresyonun tanımını yapan Uzm. Dr. Özçimen, “Depresyon sürekli üzüntü, çökkün ruh hali ve zevk alamamayla karakterize bir duygudurum bozukluğudur. Depresyonda kişinin günlük işlevselliğini olumsuz etkileyen ve en az iki hafta süren çökkün ruh hali veya zevk alamamayla beraber uykusuzluk veya aşırı uyuma, iştahsızlık ya da aşırı yeme, huzursuzluk, sinirlilik, hareketlerde yavaşlama, yorgunluk, enerji kaybı, kararsızlık, değersizlik ve suçluluk düşünceleri, dikkatte azalma ve ölüm düşünceleri görülmektedir” diye konuştu.
‘RUHSAL TRAVMALAR NEDEN OLABİLİR’
Depresyonun nedenlerinden bahseden Uzm. Dr. Özçimen, şu bilgileri paylaştı:
“Depresyon ile ilişkili etmenler genellikle genetik yatkınlığa ek olarak ekonomik durum, eğitim düzeyi, işsizlik, cinsiyet, yaş gibi demografik ve sosyo-ekonomik etmenler, ruhsal travmalar, savaş, göç gibi çevresel olaylar ve son yıllarda da obezite, fiziksel aktivite, alkol ve madde kullanımı gibi hayat tarzına ilişkin değişkenlerdir.
Depresyon tek bir risk etmeninden ziyade söz konusu olan risk etmenlerinin birbiriyle olumsuz etkileşimi ile ortaya çıkmaktadır. Genetik veriler; duygudurum bozukluklarının gelişiminde genetik geçişin önemli bir etmen olduğunu göstermektedir. Stresli yaşam olayları (ailevi sorunlar, ekonomik problemler, yoğun iş temposu, travmatik yaşam olayları) depresyona sebep olabilmektedir. Ayrıca kronik hastalıklar, hormonal değişiklikler, bazı ilaçlar, alkol ve madde kullanım bozuklukları da depresyon gelişimine neden olan etkenlerdir.”
‘TÜRKİYE’DE DEPRESYON ORANLARI ARTTI’
Araştırmalarda Türkiye’de depresyon oranının son yıllarda önemli oranda arttığının görüldüğünü dile getiren Uzm. Dr. Özçimen, “Pandeminin etkisiyle sosyal izolasyon, belirsizlik ve ekonomik zorluklar gibi faktörlerin depresyon oranlarını artırdığı çeşitli çalışmalarla gösterilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 2020’de depresyonun dünya genelinde arttığını ve Türkiye’de de benzer bir artışın yaşandığını belirtmiştir” dedi.
‘SOSYOLOJİK ETKENLER ARTIŞI TETİKLEYEBİLİR’
Depresyonun artışının nedenlerine dikkat çeken Uzm. Dr. Özçimen, “Türkiye’de depresyon oranları, son yıllarda sosyal, ekonomik ve psikolojik faktörlerin etkisiyle artmıştır. Gelir ve eğitim düzeyi arttıkça depresyon riski azalmaktadır.
Yapılan araştırma sonuçlarına göre, sosyo-ekonomik düzeyi düşük olan ve metabolik sendrom gibi kronik hastalığı olan bireylerde depresyon riski, sosyo-ekonomik düzeyi yüksek ve kronik hastalığı olmayan bireylere göre daha yüksektir.
İşsizlik, toplumsal eşitsizlikler ve ekonomik sorunlar da stres seviyesini yükselterek depresyonun ortaya çıkmasını kolaylaştıran nörobiyolojik süreçlere neden olmaktadır. Araştırmalar Türkiye’de depresif belirtilerin yaygınlığının yüksek olduğunu, sosyo-demografik etmenler ve kronik hastalıklarla da ilişkili olduğunu göstermektedir” açıklamasında bulundu.
‘KADINLARDA DAHA FAZLA GÖRÜLÜYOR’
Türkiye’de depresyonun dünyada olduğu gibi kadınlarda, erkeklere göre daha fazla görüldüğünü ve yaş ile birlikte de bir artış gösterdiğini aktaran Uzm. Dr. Özçimen, “Eğitim düzeyi açısından üniversite ve üzeri eğitimi olanlarda depresyon daha az görülmektedir. Yine araştırmalar sonucuna göre evli olmayan ve boşanmış bireylerin depresyona yakalanma riski evlilere kıyasla daha yüksektir” dedi.
‘KIŞ DEPRESYONUNUN SEBEPLERİ’
Kış depresyonunun, mevsimsel bir duygudurum bozukluğu olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Özçimen, şunları söyledi:
“Mevsimsel depresyon, belirtilerin aynı dönemde; genellikle sonbahar ve kış aylarında başlayıp, aynı dönemde; genellikle ilkbahar ve yaz aylarında bitmesi ile karakterizedir. Kışın gün ışığının azalması insan vücudunda bazı biyolojik ve kimyasal değişikliklere yol açar ve ruh hali değişikliklerine neden olabilir.
Kış depresyonunun neden ortaya çıktığı kesin olarak bilinmemekle beraber güneş ışığının azalmasının, uyku düzeni ve ruh hali üzerinde doğrudan etkili olan melatonin ve serotonin gibi bazı beyin kimyasallarının dengesini bozduğu düşünülmektedir. Azalan güneş ışığı, melatonin üretiminin artmasına ve serotonin seviyelerinin düşmesine neden olabilir.
Bu durum da yorgunluk ve depresif duygulara sebep olabilir. Kış aylarında D vitamini eksikliği de yaygın görülür ve depresyon belirtilerini tetikleyebilir. Soğuk havayla azalan sosyal etkinlikler ve fiziksel aktiviteler de kış depresyonunu tetikleyebilir. Bu faktörlerin farkında olmak, kış depresyonunun nedenlerini daha iyi anlayarak önlem almamıza yardımcı olabilir.”
‘DÜZENLİ EGZERSİZ YAPMAK DEPRESYONA İYİ GELİR’
Depresyona iyi gelen durumları anlatan Uzm. Dr. Özçimen, “Depresyon, kişinin kendi çabasıyla üstesinden gelmesi zor olabilen ruhsal bir hastalıktır ancak profesyonel tedavi ile birlikte bazı kişisel yöntemler iyileşme sürecine yardımcı olabilir. Doktorun önerdiği ilaçları düzenli almak, terapi seanslarına katılmak tedavide esastır.
Depresyon hakkında bilgi sahibi olmak, kişinin durumunu anlamasına ve bununla nasıl başa çıkacağına dair yöntemler geliştirmesine yardımcı olur. Ayrıca, aile ve arkadaş desteğini almak, durumu onlarla da paylaşmak yardımcı olabilir. Alkol ve uyuşturucu gibi maddelerden uzak durmak, depresyon belirtilerini yönetmede çok önemlidir. Düzenli egzersiz yapmak, daha önceden zevk alınan aktiviteleri düzenli yapmaya çalışmak, dengeli beslenmek ve yeterli uyku da depresyonla mücadelede etkilidir” dedi.
‘İLAÇ TEDAVİSİ UYGULANABİLİR’
Son olarak tanı ve tedavi yollarından bahseden Uzm. Dr. Özçimen, “Depresyon tanısı, doktor tarafından yapılan fizik muayene, laboratuvar testleri ve psikiyatrik değerlendirmelerle konur. Depresyon çoğunlukla tedaviye iyi yanıt veren ruhsal bir hastalıktır. Tedavide en etkili yaklaşım ilaç tedavisi ile birlikte psikoterapi müdahaleleri entegre etmektir.
Dirençli vakalarda veya intihar riski halinde hastanede yatarak tedavi ve EKT (elektrokonvulzif tedavi) de uygulanabilmektedir. Depresyon tedavi edilmezse, kişinin hayat kalitesini ciddi şekilde bozabileceği ve daha ağır ruhsal sorunlara yol açabileceği unutulmamalıdır” ifadelerini kullandı.
Sözcü
Yorum Ekle
Diğer Haberler
Her gün yiyoruz meğer sağlığa zararlıymış
Simitten tatlıya kadar pek çok gıdada bulunan susam aşırı tüketildiğinde ciddi sorunlara yol açabiliyor. Uzmanlar, alerji artışından mide sorunlarına kadar uzanan etkileri nedeniyle susam...
Omega-3’ün kalbe 5 faydası
En faydalı yağlardan biri olan Omega-3, özellikle kalp-damar sağlığını çok yönlü destekleyip, koruyor… Omega-3 yağ asitleri elzem bir yağ türü olan çoklu doymamış yağlardır.İnsan vücudu t...
Günde ne kadar C vitaminine ihtiyacımız var?
Kış hastalıklarının kapıda olduğu bugünlerde C vitamini bağışıklık sistemimizi güçlendiren antioksidan olarak öne çıkıyor. İşte bu vitamini doğal yoldan ve yeteri kadar alma yolları. Kış ...
Berenizi kimseyle paylaşmayın!
Havalar soğuyor. Kış aksesuarlarının en ünlüsü taktığımız çeşit çeşit bereler. Ama işin aslı, görüntüsü kadar masum değil. Çünkü İngiliz bilim insanları saçkıran gibi son derece bulaşıcı ...
Günde 4 fincan içmeniz yeterli...
Günde belirlenen miktarlarda kahve içmenin biyolojik yaşı etkilediği ortaya çıktı. Buna göre, orta düzeyde kahve içmenin, yaşlanmanın doğal bir parçası olan ve kromozomların uçlarını koru...
Demansı önlemek için etkili adım miktarı belirlendi
Harvard Tıp Fakültesi’nin yürüttüğü dokuz yıllık araştırma, demansı önlemek için gerekli günlük adım sayısının sanılandan çok daha düşük olduğunu ortaya koydu. Soğuk havalarda egzersiz ya...
Antibiyotik direncinin farkında mısınız?
Antibiyotiklerin gereksiz ve yanlış kullanımı, bakterileri bu ilaçlara karşı dayanıklı hale getiriyor. Dolayısıyla bazı enfeksiyonların tedavisi giderek zorlaşırken, ölüm riski de artıyor...
Lenf sisteminiz yavaşlarsa beyniniz çöker
Vücudumuz kan dolaşımından ibaret değil. Lenf sistemi de toksinleri ve fazla sıvıyı temizleyen ikinci bir dolaşım ağıdır. Bu sistem yavaşlarsa beyni de etkiler. Beyin dokusunda iltihabi m...
30'larında bunları yapan 70'li yaşlara bomba gibi girecek
Yaş alırken sağlığınızı korumanın iyi yolunun 30'lu yaşlardan geçtiğini belirten araştırmacılar, yapılması gerekenleri açıkladı. Araştırmacılar, iyi bir yaşam tarzıyla 95 yaşına kadar sağ...
SOSYAL MEDYA
MAGAZİN
Fatih Ürek'in sağlık durumundaki iddia...
Ekim ayında geçirdiği kalp krizi sonrası yoğun bakımda tedavisi süren Fatih Ürek hakkında, sosyal medyada “öldü” iddiaları yayıldı. Ünlü sanatçının menajeri, sağlık durumunun hâlâ kritik ...
TEKNOLOJİ
EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ
Her gün yiyoruz meğer sağlığa zararlıymış
Simitten tatlıya kadar pek çok gıdada bulunan susam aşırı tüketildiğinde ciddi sorunlara yol açabiliyor. Uzmanlar, alerji artışından mide sorunlarına kadar uzanan etkileri nedeniyle susamın tüketiminde porsiyon kontrolü yapılması konusunda uyardı.





Yorumlar
Bu haberde yorum bulunmamaktadir.