Şimşek'in 'savaş' gerekçesi ne kadar gerçekçi?
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in enflasyondaki yükselişi jeopolitik krize bağlayan açıklamaları tartışma yaratırken resmi veriler fiyat artışlarının savaş öncesinde hızlandığını gösteriyor. Enflasyon hedeflerindeki revizyonlar, yurttaşların alım gücündeki kayıp ve sermaye hareketlerindeki değişim, ekonomi yönetiminin dezenflasyon politikalarının sonuçlarını yeniden gündeme taşıdı.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, Türkiye’de yüksek enflasyonun İran, ABD ve İsrail ekseninde tırmanan jeopolitik krize bağlandığı yönündeki açıklamaları, resmi verilerin tarihsel akışıyla çelişti. Şimşek’in, “Savaş olmasaydı enflasyon en az 7 puan daha aşağıda olurdu, yılı yüzde 21-22 aralığında kapatacaktık” sözleri ekonomi yönetiminin dezenflasyon anlatısının merkezinde yer alsa da rakamlar krizin etkisi ortaya çıkmadan aylar önce enflasyonun hızla arttığını gösterdi.
SAVAŞ BAŞLAMADAN ÖNCE DE FİYATLAR YÜKSELİYORDU
Türkiye ekonomisi 2026’ya, savaşın fiyatlama davranışlarına henüz yansımadığı bir dönemde bile güçlü bir enflasyon baskısıyla girdi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre ocakta aylık enflasyon yüzde 4,84’e, yıllık enflasyon ise yüzde 30,65’e ulaştı. Aylık oranın yüzde 4,84 seviyesinde kalması, fiyat istikrarındaki bozulmanın geçici değil, yapısal bir nitelik taşıdığına işaret etti.
Şubat verileri ise dezenflasyon hedefindeki kırılmayı daha da görünür hale getirdi. Yıllık enflasyon, 20 ay süren düşüş eğiliminin ardından şubatta yeniden yükselişe geçti. TÜİK’e göre şubat ayında aylık enflasyon yüzde 2,96 olurken, yıllık enflasyon yüzde 31,53’e çıktı.
Üstelik TÜİK’in hesaplamalarında ilgili ayın 1’i ile 24’ü arasındaki fiyat verileri esas alınıyor. Sıcak çatışmanın başladığı ve Brent petrolün varil fiyatının bir günde yüzde 7’nin üzerinde artarak 82 dolar seviyelerine çıktığı tarih ise 28 Şubat sonrasına denk geliyor. Bu da savaş kaynaklı enerji şokunun şubat enflasyonuna yansımadığını gösteriyor. Buna rağmen enflasyonun yönünü yukarı çevirmesi, fiyat baskılarının esas olarak iç dinamiklerden beslendiğine işaret etti.
HEDEFLER 5 YILDA 17 KEZ DEĞİŞTİ
Şimşek’in, “Hedeflerin tutmadığı yönündeki algı doğru değil” değerlendirmesi de son beş yılın ekonomi yönetimi performansıyla örtüşmüyor. 2021’den bu yana Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve ekonomi yönetimi, enflasyon hedeflerini toplam 17 kez yukarı yönlü revize etti.
2026 yılına ilişkin hedeflerdeki değişim de bu tabloyu açık biçimde ortaya koyuyor. Başlangıçta yüzde 8,5 olarak açıklanan yıl sonu enflasyon hedefi, önce yüzde 16’ya, ardından yüzde 26 ve yüzde 28’e çıkarıldı. Eylül ayında açıklanan güncel Orta Vadeli Program’da ise bu oran yüzde 28,4 olarak belirlendi.
Tek haneli başlangıç hedefinden yüzde 28,4’e uzanan bu sert sapmanın tamamını dışsal şoklara ve savaş etkisine bağlamak, ekonomi politikasındaki tutarsızlıkların da üzerine örtüyor.
YURTTAŞ YOKSULLAŞIRKEN SERMAYE DIŞARI YÖNELİYOR
Ekonomi yönetiminin hedef revizyonları ve makroekonomik dengesizlikler, toplumun geniş kesimlerinde alım gücü kaybını derinleştiriyor. 23 Aralık 2025’te 28 bin 75 TL olarak açıklanan net asgari ücretin alım gücü, yılın ilk çeyreğinde gerçekleşen kümülatif yüzde 10,05’lik enflasyon karşısında kısa sürede eridi. Benzer biçimde, 20 bin TL’ye çıkarılan en düşük emekli maaşı da fiilen 18 bin 173 TL seviyesine geriledi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın anketleri de güven kaybını doğruluyor. Hanehalkı Beklenti Anketi’ne göre yurttaşların 12 ay sonrası için yıllık enflasyon beklentisi yüzde 46,13 seviyesinde bulunuyor. Reel sektörün beklentisi ise yüzde 33,10. Bu tablo, resmi hedeflere değil, doğrudan hissedilen hayat pahalılığına göre şekillenen bir fiyatlama davranışına işaret ediyor.
İçeride oluşan bu güvensizlik, büyük sermaye gruplarının da yönünü dışarıya çevirmesine neden oluyor. 2026’nın ilk 10 ayında Türkiye’den yurtdışına yapılan doğrudan yatırımların 5,4 milyar dolara ulaşması ve bazı büyük holdinglerin yerli varlıklarını satarak Avrupa merkezli yeni yapılara yönelmesi, ekonomideki güven erozyonunun en net göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor.
Sonuç olarak savaşın ekonomi üzerindeki maliyetinin bulunduğu kabul edilse de, mevcut veriler Türkiye’deki enflasyonun yalnızca dışarıdan gelen bir şokla açıklanamayacağını ortaya koyuyor. Rakamlar, fiyat artışlarının çok daha önce başladığını ve enflasyon yangınının içerideki yapısal sorunlarla büyüdüğünü gösteriyor.
7 PUANLIK ENFLASYON FARKI
Özellikle savaş nedeniyle enflasyonun en az 7 puan daha fazla olduğuna yönelik söylemler, Batı Asya'daki ve kuzeydeki savaşların bizzat taraflarının enflasyon oranları ile karşılaştırıldığında anlamlandırılmakta güçlük çekiliyor.
Son verilerin ışığında çatışmaların merkezinde yer alan ve dünya ekonomisini büyük ölçüde etkileyen ülkelerin enflasyon oranları şöyle:
- ABD: Yüzde 3,4 (Ağustos 2026)
- Rusya: Yüzde 6,3 (Ağustos 2026)
- Ukrayna: Yüzde 7,7 (Temmuz 2026)
- İran: Yüzde 87,9 (Temmuz 2026)
- İsrail: Yüzde 1,5 (Temmuz 2026)
Cumhuriyet
Yorum Ekle
Diğer Haberler
Motorine indirim yolda: Fiyatlar 100 liranın altına gerileyecek
Motorinin litre fiyatında yarından itibaren geçerli olmak üzere indirim bekleniyor. Beklenen indirimin pompaya yansımasıyla birlikte motorinin litre fiyatının yeniden 100 Türk Lirası’nın ...
Altın fiyatları Fed sonrası yükselişini sürdürüyor
Altın fiyatları, Fed'in faiz artırımına rağmen yükselişini sürdürüyor. Küresel piyasalarda altın, petrol fiyatlarındaki düşüş ve ABD dolarının değer kaybetmesiyle birlikte yatırımcıların ...
SPK, 131 fonun tasfiye takvimini duyurdu: Ziraat Bankası ve İş Bankası yetkilendirildi!
Sermaye Piyasası Kurulu, 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiye takvimini belirledi. Üç ay sürecek tasfiye döneminde Ziraat Bankası ve İş Bankası yetkilendirildi.
Dev bankadan akaryakıt fiyatları için yeni tahmin
Goldman Sachs analistleri, rafinerilerin üretimlerini motorinden benzine kaydırmasının benzin piyasasında arzı sıkılaştırdığına dikkat çekti. Banka, motorin fiyatlarında yükseliş ihtimali...
Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği'nden SPK'ye destek açıklaması
Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği, son günlerde piyasalarda yaşanan dalgalanmaların ardından bugün alınan kararları desteklediğini bildirdi. Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB) piy...
Kredi kartı aidatına nasıl itiraz edilir?
Kredi kartı kullanan vatandaşların karşılaştığı yıllık üyelik ücreti kesintilerine karşı yasal başvuru hakları bulunuyor. Ekstresinde kart aidatı gören tüketiciler, kesilen tutarın iadesi...
Fatih Erbakan'dan akaryakıt fiyatlarına tepki
YRP lideri Fatih Erbakan, akaryakıt fiyatlarındaki tarihi artışa "Akaryakıt tabelasında YÜZünüz var. İmralı’ya villa yapmaya YÜZünüz var. Faize trilyonlar akıtmaya YÜZünüz var. Peki, emek...
SPK'den Pusula Portföy yöneticilerine iki yıl işlem yasağı
SPK, Katılımevim ve Gündoğdu Gıda paylarındaki işlemler nedeniyle Pusula Portföy ve çok sayıda fon yöneticisi hakkında iki yıl süreyle işlem yapma yasağı kararı aldı. Kurul, bazı fon yöne...
Altın fiyatlarında yön yeniden yukarı
17 Eylül 2026 Perşembe güncel altın fiyatları ve piyasa verileri netleşti. Gram altın, çeyrek altın ve Cumhuriyet altını fiyatları belli oldu. İşte serbest piyasa verileriyle hazırlanan 1...
SOSYAL MEDYA
MAGAZİN
Levent İnanır: Bize bir kravat bile bırakmamış
Kadir İnanır’ın vasiyetinin okunacağı duruşma, bazı mirasçılara tebligat ulaşmadığı için ertelendi. Adliye çıkışı açıklama yapan sanatçının yeğeni Levent İnanır, “Dayımın irade sorunu var...
TEKNOLOJİ
EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ
Düzenli kitap okumak Alzheimer riskini yüzde 33 azaltıyor
İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi öncülüğünde yürütülen kapsamlı bir araştırma, düzenli kitap okumanın zihinsel sağlığı koruyarak demans ve Alzheimer riskini yaklaşık üçte bir oranında azalttığını ortaya koydu. On binlerce kişinin verilerinin incelendiği çalışmada, kurgusal bir metne ayrılan beş dakikalık sürenin bile stres seviyesini yüzde 20 düşürdüğü saptandı.





Yorumlar
Bu haberde yorum bulunmamaktadir.