Yukarı
449322

Erdoğan'ın başdanışmanı Mehmet Uçum, tarih vermişti: Bahçeli'den 'seçim' açıklaması

16 Haziran 2026 11:35

Erdoğan'ın başdanışmanı Mehmet Uçum'un seçim tarihini 16 Nisan 2028 olarak açıklamasının yankıları sürerken, MHP lideri Bahçeli'den de açıklama geldi. Bahçeli "Seçimlerin zamanında yapılmasıyla Cumhurbaşkanımızın danışmanının verdiği tarih arasında saat farkı dahi yoktur. Önemli olan seçimlerin zamanında yapılmasıdır" dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başdanışmanı Mehmet Uçum'un seçim tarihini 16 Nisan 2028 olarak açıklamasının yankıları sürerken, Bahçeli de konuya ilişkin açıklamada bulundu.

Bahçeli "Seçimlerin zamanında yapılmasıyla Cumhurbaşkanımızın danışmanının verdiği tarih arasında saat farkı dahi yoktur. Önemli olan seçimlerin zamanında yapılmasıdır" dedi.

"NETANYAHU YÖNETİMİ BİR KRİZ ÜRETİM MEKANİZMASIDIR"

Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkan başlıklar şu şekilde:

Dozu her geçen gün daha da artan sert güç yarışlarının, kaynağı asırlar öncesine uzanan çetin hesaplaşmaların, bugünü puslu ve yarını sisli bir dönemin içinden geçmekteyiz. Bugün yaşananları sadece günlük haber akışı olarak görmek, hakikatin kabuğunda oyalanmak olur.

Çünkü Gazze'de dökülen mazlum kanı, Lübnan'da ateşkese rağmen yükselen kıyım dumanı, Hürmüz hattında uzun süredir küresel ekonomi ve enerji arzını esir alan gerilim, Doğu Akdeniz'de Kıbrıs'ı da çepeçevre kuşatan ve Körfez'e ulaşan sinsi hesaplar ve Güney Kafkasya'da yeniden şekillenen siyasi denge aynı zincirin halkalarıdır.

Bu karanlık tablonun bir yanında uluslararası düzeni kendi çıkarına göre eğip bükenlerin, hukukla adeta bir oyuncak misali eğlenenlerin düzeni vardır. Diğer yanında ise evladının kefenine sarılan anaların, yurdundan sürülen masumların, açlığa sığınan, bomba sesleriyle güne uyanan zavallı çocukların yüreklerimizi dağlayan çığlıkları vardır.

1948'den bu yana Filistin halkının hür ve bağımsız yaşama özlemi ötelenmiş, 1967'den bu yana işgal derinleşmiş, Kudüs'ün statüsü üzerinde pek çok tefrika denenmiş, yerleşim politikalarıyla Filistin toprağı adım adım daraltılmıştır. Gazze ise yıllardır abluka, açlık, yıkım ve ölümle sınanmıştır.

 

Bugün karşımızda bulunan ve bölgenin barış damarlarını sızmış kan makinası Lübnan’a da saldırmıştır. İsrail, ölüm ve intikam makinesi siyasetine dönüşmüştür. Netanyahu yönetimi bölgenin huzuruna kasteden bir kriz üretim mekanizmasıdır.

"CUMHURBAŞKANIMIZA PARMAK SALLAMAK..."

Netanyahu'nun siyasi serencamı ayan beyan ortadadır. Başrolünde olduğu yolsuzluk dosyalarının, iç siyasette derinleşen meşruiyet krizinin, İsrail toplumunu parçalara ayıran iktidar hırsının ve fitilini ateşlediği uluslararası yargı mercilerinde yürüyen ağır süreçlerin gölgesinde yaşamaktadır.

Siyasi ömrünü kanlı bir güvenlik anlatısına bağlayan, koltuğunu muhafaza etmek için yangına körükle giden, iftira ve propaganda perdesiyle Orta Doğu'da yarattığı mezalimi örtmeye çalışan bu melun zihniyetin Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alması, Netanyahu'nun acziyetinin, telaşının ve tükenmişliğinin ilanıdır.

Gazze'de çocukların cansız bedenleri toprağa verilirken, Filistinli esirlerin onuru çiğnenirken, Batı Şeria'da toprak gaspı sürerken, Lübnan'da tarihî ve kültürel doku bombalarla yerle bir olurken Türkiye'ye ahlak dersi vermeye kalkmak, Cumhurbaşkanımıza parmak sallamak, akıl karargâhlarının teslim bayrağını çekmesidir. Yolunun ahıyla abat olunamayacağını hâlâ idrak edemeyen bir zihniyetin mesnetsiz ithamları, hadsiz isnatları bizim için yok hükmündedir. Bebek kanında ikbal arayanların azgınlaşan gaddarlıkları tüm dünyanın gözleri önündeyken, uğursuz sayıklamalara kulak asacak değiliz. Bu zavallı söylemlere aynı çukurdan cevap verecek değiliz.

"BM, ÜÇ MAYMUNU OYNAMAKTADIR"

Dünyanın içinde bulunduğu bu hazin tablo karşısında sorguya çekilmesi gereken kurumlardan biri Birleşmiş Milletlerdir. Birleşmiş Milletler, İkinci Dünya Savaşı'nın enkazı üzerinde "Bir daha asla" sözüyle kurulan, Güvenlik Konseyine uluslararası barış ve güvenliği koruma mesuliyeti verilen devletler üstü bir temsilcilik makamıdır. Fakat bugün görüyoruz ki Gazze'de insanlık inim inim inlerken, bölgemizde acı ve katliam kol gezerken Birleşmiş Milletler üç maymunu oynamaktadır.

Veto sopasıyla adaletin yolu okyanus ötesinden kesilmektedir. Güvenlik Konseyinde beşeriyetin adalete duyduğu susuzluk, tek bir ülkenin İsrail'e kol kanat geren himaye refleksine çarparak yaralanmaktadır. Gazze'de acil, koşulsuz ve kalıcı ateşkes talebi, insani yardım yollarının açılması çağrısı ve sivillerin can emniyetini sağlama mecburiyeti, 14 üyenin desteğine rağmen bir kez daha Washington'un veto duvarına toslamıştır. Demek ki mesele karar alınamaması değildir. Mesele, mazlumun soluk borusuna düğümlenen bu muhafızların bizzat zulme zaman kazandırmasıdır.

"NETANYAHU'YA BİR DOKUNULMAZLIK ZIRHI ÖRÜLMEK İSTENİYOR"

Lahey'de ise başka bir ibret vesikası önümüzdedir. Uluslararası Ceza Mahkemesi, Netanyahu hakkında savaş suçu ve insanlığa karşı suç isnatlarıyla yakalama kararı çıkarmıştır. Fakat asıl mesele tam da burada başlamaktadır. Çünkü Lahey karar vermekte, fakat bu kararın icrası yine devletlerin siyasi cesaretine, hukuka riayetlerine ve ahlaki omurgalarına bırakılmaktadır. Uluslararası Ceza Mahkemesinin kendi kolluk gücü yoktur. Netanyahu'yu kapısından çevirecek, yakalama kararını işletecek, sanığı mahkeme huzuruna çıkaracak olanlar yine devletlerdir. İşte küresel düzenin çelişkisi de, sözde barış yemini etmiş Birleşmiş Milletlerin ikiyüzlülüğü de burada bütün çıplaklığıyla ortaya çıkmaktadır. New York'ta veto kalkanı açanlar, Lahey'de işlevsiz söylemlerle vitrinleri süslemekte, icraat vakti gelince dut yemiş bülbül misali köşelerine çekilmektedir. İsrail yönetiminin hesap vermesi ihtimali ufukta belirince, Netanyahu'nun etrafında bir dokunulmazlık zırhı örülmek istenmektedir.

Buradan sormak mecburiyetindeyiz. Güvenlik Konseyinde korunan, Lahey'de kollanan, başkentlerde siyasi himayeyle gezdirilen bu imtiyaz kimin hukukudur? Burada karşımızda yalnızca İsrail'in açtığı katliam ve kıyım düzeni değil, bu düzeni elleriyle besleyen, arkasını köşe bucak kollayan ve savaş hukukunu ayaklar altına alan her eylemde cesaretlendiren o küresel düzenin ahlaki iflası vardır. Birleşmiş Milletler de işte bu iflas tablosunun tam ortasında durmaktadır.

"ÇOCUKLAR AÇLIKTAN ÖLÜRKEN YAZILAN RAPORLAR KİMİN KARNINI DOYURMAKTADIR?"

İkinci Dünya Savaşı'nın yıkıntıları üzerinde barışı korumak, savaşları önlemek, insanlığı yeni felaketlerden muhafaza etmek iddiasıyla kurulan bu yapı, bugün Gazze'deki katliam karşısında vazifesini yerine getirememektedir. Çocuklar açlıktan ölürken yazılan raporlar kimin karnını doyurmaktadır? Sivillerin üzerine bomba yağarken, oturulan koltuklardan, ışıltılı ekranlardan endişe beyan etmek kimlerin ikbaline siper olmaktadır? İsrail'in menfaatleri uğrunda hizaya giren, esas duruşa geçen kurşun askerlerinin akıbeti hezimet ve hüsran olacaktır. Gazze'de ve Beyrut'ta işlenen insanlık suçları ne diplomatik kulislerde örtülecek ne de zamanın tozlu raflarına kaldırılacak bir dosyadır. Bu defter, mahkeme-i kübraya dek açık kalacaktır.

İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI'NA 'GAZZE' TEPKİSİ

Buradan İslam İşbirliği Teşkilatına da seslenmek gerekir. Bu teşkilat, Kudüs hasretimizin, Mescid-i Aksa hassasiyetimizin ve Müslüman kardeşlerimize olan ortak sorumluluğumuzun sonucu olarak doğmuştur. Bu teşkilatın kuruluş harcında Kudüs varsa, varoluş gerekçesinde Filistin varsa, bugün Gazze yanarken, Batı Şeria kuşatılırken, İslam İşbirliği Teşkilatının kınama cümleleriyle yetinmesi izah edilemez. Buradan soruyoruz. Neredesiniz? Kudüs için kurulan irade nerededir? Gazze için gösterilmesi gereken müşterek duruş hangi engele takılmıştır? Mescid-i Aksa'nın incinen hürmetine karşı alınan kararlar hangi somut neticeye ulaşmıştır? Elbette yapılan ve yürütülen diplomatik girişim ve temasları yok saymıyoruz. Orta Doğu'daki acıya lal kesilen şarkının garabeti gözlerimizin önündeyken, ateşkes çağrılarını ve insani yardım vurgularını görmezden gelemeyiz. Ancak Gazze'de soykırım düzeni sürüyorsa, yardım koridorları hâlâ güvenlik endişesi taşıyorsa, İsrail'in savaş suçları karşısında caydırıcı bir ortak yaptırım zemini kurulamıyorsa, tüm bu çabalar kâğıt üzerinde kalacaktır. 57 devlet üyeli bu büyük teşkilatın tüm çaba ve çalışmasının, toplantı tutanaklarından, toplanıp dağılan diplomasi masalarından, sonuçsuz kalan bildirilerden, telkin ve teskin edici temennilerin gölgelerinden ibaret kalması beklenemez. Söz çoktan tükenmiştir. Artık mesuliyet, müeyyide ve müşterek hareket vaktidir.

"ABD-İRAN ANLAŞMASINI SEVİNDİRİCİ BULMAKLA BİRLİKTE..."

Böylesine karanlık ve karmaşık bir tablonun ortasında Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında sağlanan mutabakatı sevindirici bulmakla birlikte dikkatle takip ediyoruz. Söz konusu bu gelişme memnuniyet vericidir ancak memnuniyetimiz bizi rehavete sürükleyecek değildir. Diploması kapısının aralanması tedbiri kapısının kapanması anlamına gelmeyecektir.

'ERKEN SEÇİM' AÇIKLAMASI

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başdanışmanı Mehmet Uçum'un seçim tarihini 16 Nisan 2028 olarak açıklamasına dair de konuşan Bahçeli, şunları kaydetti:

"Seçimlerin zamanında yapılmasıyla Cumhurbaşkanımızın danışmanının verdiği tarih arasında saat farkı bile yoktur. Önemli olan seçimlerin zamanında yapılmasıdır. Millet seçimden önce seçime getirilmiş gibi gösteriliyor. Bu doğru değildir. Cumhurbaşkanımız görevdedir, biz de arkasındayız."

cumhuriyet



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


Diğer Haberler

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'den 15 Temmuz mesajı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü'ne ilişkin "15 Temmuz, Türk milletinin tarih boyunca verdiği bağımsızlık mücadelesinin son halkalarından biridir...

Hüseyin Can Güner tutuklandı: Mansur Yavaş'tan 'yanındayız' mesajı

Ankara'nın en büyük ilçe belediyesi Çankaya'nın Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, gece yarısı tutuklandı. Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve çok sayıda siyasetçi karara tepki g...


İmamoğlu'ndan 'Çankaya' açıklaması: 'Ahtapotun kolları' mekanizmasının son merhalesi

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Çankaya Belediyesi Başkanı Hüseyin Can Güner'in tutuklanması için "19 Mart ve 21 Mayıs darbesinin 'ahtapotun kolları' mekanizmasının son merhalesi" yor...

Hüseyin Can Güner'in de aralarında olduğu 24 kişi tutuklandı!

Çankaya Belediyesi'ne yapılan operasyon kapsamında bu sabah saat 10.00'da gözaltına alınan 30 kişi adliyeye getirildi. Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner'in savcılık ifadesi yakla...


Erdoğan: 'FETÖ'nün kökünü kazıdık'

AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişiminin 10'uncu yıldönümü nedeniyle yazdığı makalede "Bürokrasiden orduya, yargıdan iş dünyasına kadar her alanda FETÖ'nün k...

Kocaeli'de bazı sahillerde denize girmek yasaklandı

Kaymakamlıktan yapılan açıklamaya göre, elverişsiz hava ve deniz koşulları sebebiyle bugün Kovanağzı, Kerpe, Miço ve Seyrek plajları hariç tüm sahillerde denize girmek yasaklandı.


Özel'den şehit aileleri ve gazilerin oturma eylemine destek

CHP'nin seçilmiş lideri Özgür Özel, şehit aileleri ve gazilerin oturma eylemine destek verdi. Özel, "Kanun teklifinin oybirliğiyle geçirilmesi lazım" dedi. Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CH...

Bakan Göktaş'tan 'suça sürüklenen çocuklar' açıklaması

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Meclis'e sunulan "Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"ne ilişkin, "Çocuklarımızın kor...


Gaziosmanpaşa Belediyesi davasında ara mütaala

Görevinden uzaklaştırılan Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe ile 8 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü. Sanık savunmalarının alındığı duruşmanın ardından savcı ...

SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Sude Burcu ve Mert Öcal bebeklerinin ismini sır gibi saklıyor

Survivor yarışmasında tanışarak geçtiğimiz yıl dünyaevine giren Sude Burcu ve Mert Öcal çifti, ilk bebeklerini kucaklarına almak için gün sayıyor. Kız bebek bekleyen ünlü çift, çocukların...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Hücresel temizliğin püf noktaları

Hücresel temizlik, son yıllarda sağlıklı yaşamın öne çıkan konuları arasında yer alıyor. Bu konuda özellikle internet ortamında; beslenme modelleri, takviyeler ve doğal ürünlerle ilgili bilgi kirliliği artarken, bilimsel veriler bu konuda bilinçli ve dengeli bir yaklaşım gerektiğini gösteriyor.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR