- İzmir'de sahte 'TOKİ' dolandırıcılığıyla 9 milyonluk vurgun!
- Ticaret Bakanlığı’ndan 170 bin firmaya denetim: 4 ayda 1,1 milyar liralık ceza
- CHP’li Arpacı: Tekstilde İstihdam Kaybı 400 Bini Geçti
- ROK'un tutuklandığı operasyon, 'şifresi kırılan telefondan' çıkmış
- TÜİK güven endeksleri açıklandı: İnşaat geriledi perakende yükseldi
Bahçeli'den 'ara seçim' açıklaması: 'Türk milletinin iradesidir'
MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Gündeme dair değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, çıkışta soruları yanıtladı. Bahçeli, CHP lideri Özgür Özel'in 'ara seçim' çağrılarına ilişkin, "Ara seçim yok, seçim zamanındadır. Türk milletinin iradesidir ve o iradeye şimdiden saygı duymak lazımdır" ifadelerini kullandı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuştu.
ABD-İRAN MÜZAKERELERİ
Bahçeli'nin konuşmasının satır başları şöyle:
Enerji kaynaklarının güvenliğiyle sınır emniyetinin, uluslararası hukuk ile ırkçı ve mezhepçi zihniyetlerin arasında ilmek ilmek örülmüş çok katmanlı bir hesaplaşma ağı bulunmaktadır. 28 Şubat 2026'da ABD ve İsrail'in İran'a yönelik ortak havasaldırılarıyla başlayan savaşın, 7 Nisan'da iki haftalık ateşkese bağlanmış görünmesi krizin bittiği anlamına gelmemektedir. Bu ateşkes, kapsamlı bir uzlaşıdan ziyade tarafların stratejik ve temel hedeflerine ulaşamadığı bir noktada pozisyonlarını gözden geçirmesine imkân tanıyan geçici bir duraklama niteliğindedir.
"SİLAHLAR GEÇİCİ SUSTU, HESAP KAPANMADI"
Kalıcı çözüm zemini oldukça zayıftır. Savaşın nihayete ermesi ve barışın sağlanması ise erişilebilir bir hedef olmaktan uzaktır. Bu nedenle bugün ateşkes diye sunulan tabloyu saf dil bir iyimserlikle değil, devlet ciddiyetiyle okumak zorundayız. Çünkü ateşkesin kendisi bile bir güç mücadelesinin aracına dönüşmüş durumdadır. Trump'ın, Hürmüz Boğazı'nın açılması şartıyla iki haftalık ateşkesi kabul ettiklerini ve İran'dan 10 maddelik teklif aldıklarını söylemesi, buna karşılık İran'ın da savaş hedeflerine ulaşıldığını ilan etmesi krizin masaya taşındığını göstermiştir. Anlaşılmaktadır ki silahların geçici olarak susması, hesapların kapandığı değil, gerek sahada gerek masada yeniden ayarlandığı bir ara safhaya işaret etmektedir. İstanbul'da 12 Nisan'da gerçekleştirilen doğrudan ABD-İran müzakereleri ise herhangi bir anlaşma sağlanamadan sona ermiştir.
"DÜNYA BARIŞ KONSEYİ KURULMALI"
İslamabad'da sonuçsuz kalan görüşmeler, bölgedeki çatışmaların küresel bir yıkıma evrilme ihtimalini daha da kuvvetlendirmiştir. Denetimsiz ve önü alınmayan güç rekabeti ve silahlanma hırsı nasıl ki bugün Orta Doğu'da bombaların patlamasına sebebiyet veriyorsa, yarın Avrupa'nın göbeğinde, Asya'nın düğüm noktalarında ve Afrika'nın kırılgan havzalarında daha büyük yıkımların da önünü açacaktır. 2020'de küresel salgınla sarsılan insanlık, Ukrayna-Rusya savaşıyla, Kızıldeniz ve Karadeniz'de bozulan ticaret güvenliğiyle, Gazze'deki insanlık dramıyla, Lübnan'daki yıkımla, Etiyopya'da, Sudan'da ve Somali'de patlak veren krizlerle durmaksızın savrulmuştur. Keşmir hattında Hindistan ile Pakistan'ın karşı karşıya geldiği, bugün Pakistan'da Pakistan-Afganistan geriliminin on binlerce insanın hayatını alt üst ettiği bir dünyada, yangının tek bir bölge ile sınırlı kalacağını düşünmek tehlikeli bir gaflettir. Dünya Savaşı ihtimalinin daha yüksek sesle telaffuz edildiği böylesi bir dönemde, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Antony Kuvvertes'in öncülüğünde ABD, Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, Türkiye ve Avrupa Birliği'nin katılımıyla bir Dünya Barış Konseyi mekanizmasının derhal hayata geçirilmesi, insanlık nam ve hesabına tarihi bir mecburiyettir.
Barış lafzını taşıyıp savaşı fiilen büyüten ikircikli anlayışların değil, adaleti, dengeyi ve hakkaniyeti esas alan yeni bir küresel iradenin tecellisi artık kaçınılmazdır. Türkiye, tarihinin yüklediği sorumlulukla ve coğrafyasının biçtiği misyonla elini taşın altına koymaya hazırdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" vecizesi, dün olduğu gibi bugün de atacağımız her adımın rotasını, yürüyeceğimiz tüm yolların istikametini tayin edecektir.
Aziz dava arkadaşlarım, dikkat çekici olan bir diğer durum ise İran cephesinde geçici bir frenleme yaşanırken Lübnan cephesinin açık tutulmasıdır. İsrail ordusunun Lübnan'a düzenlediği hava saldırılarında yaşanan can kayıpları, Siyonist hesapların Lübnan topraklarını terk etmeye niyetli olmadığını göstermektedir. Gazze'deki çığlıklar bugün Lübnan'da yankı bulmaktadır. İsrail'in Lübnan'ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal eden saldırıları derhal durdurulmalıdır. Bölgedeki istikrarın sağlanması ve kardeş Lübnan halkının toprakları üzerindeki egemenliğin tesis edilmesi insani ve vicdani bir gerekliliktir.
"İSRAİL BU SAVAŞIN GERÇEK VE TEK SORUMLUSUDUR"
İsrail'in Suriye, İran ve Lübnan gibi bölge ülkelerini hedef alan saldırılarının arttığı ve geniş bir coğrafyada Amerika Birleşik Devletleri güdümünde ve desteğinde sürdürülen emperyalist faaliyetlerin yoğunlaştığı görülmektedir. Bölgemizdeki komşu ülkeleri istikrarsızlaştırarak Siyonizm ve emperyalizm lehine yeniden bir güvenlik inşa etmeye çalışan anlayış yalnızca kaos üretmektedir. İsrail bu savaşın gerçek ve tek sorumlusudur. İsrail üzerinde bir baskı mekanizmasının işletilememesi ise uluslararası sistemin esas sorunudur. Amerika Birleşik Devletleri'nin şımarık çocuğunun saldırganlığının nasıl tolere edildiği, hatta zaman zaman nasıl teşvik edildiği ise küresel dünyanın çifte standartlarını gözler önüne sermektedir.
İlk kıblemiz, göz nurumuz, mübarek hatıraların ve mukaddes emanetlerin kalbi olan Mescid-i Aksa, Miraç mucizesinin eşi, Peygamber Efendimiz'in ümmetine yadigârıdır. Bu kutlu mabede yönelen her tahakküm ve her kuşatma, doğrudan doğruya ümmetin şerefine yönelmiş bir saldırıdır. Mescid-i Aksa'nın İsrail tarafından 41 gün boyunca ibadete kapatılması ve ancak geçtiğimiz günlerde yeniden açılması, bize bu mücadelenin yalnız hava sahaları, sınırlar ve üsler üzerinden değil, kutsal değerlerimiz, inançlarımız, iman ve gönül iklimimizin ait olduğu mekânlar ve inancımızın hafıza sahası üzerinde de yürütüldüğünü göstermektedir. Filistinli Müslüman kardeşlerimizin ibadet özgürlüğü ağır şekilde sınırlandırılmış, hâlihazırda süren insanlık dramına, önü arkası kesilmeyen insan hakları ihlallerine bir yenisi daha eklenmiştir.
"BATI'NIN SESSİZLİĞİ HESAPLI BİR AHLAKİ KÖRLÜK, ORGANİZE BİR SİYASİ İKİYÜZLÜLÜKTÜR"
Öte yandan İsrail Meclisi'nde kabul edilen ve Filistinli siyasi tutuklular için idam cezası yolunu açan düzenleme, Siyonizmin hukuktan ve ahlaktan yoksun yönünü gözler önüne sermektedir. Hukuk eliyle meşrulaştırılmaya çalışılan zulüm, Siyonizmin İslam'dan almaya çalıştığı intikamın, Filistinli kardeşlerimiz üzerinde kurmaya çalıştığı tahakkümün bir başka yansımasıdır. Uluslararası hukuk bu denli ağır bir saldırıya dayanabilecek midir? Eşitlik nerede kalmıştır? Ayrımcılık yasağı kimler için vardır? Batı'nın insan hakları söylemiyle Orta Doğu'nun gerçekliği arasındaki uçurum artık gizlenemez hâle gelmiştir. Demokrasi, hukuk devleti ve insan hakları adına dünyaya nizam vermeye kalkışanlar, söz konusu Filistin olunca ya derin bir sessizliğe gömülmekte ya da apaçık hukuksuzlukları muğlak ve utangaç cümlelerle geçiştirmektedir. Batı'nın bu sessizliği hesaplı bir ahlaki körlük ve organize bir siyasi ikiyüzlülüktür.
Bütün bunlar yaşanırken bölgenin stratejik damarları da ayrı bir baskı altındadır. Hürmüz Boğazı'ndan enerji geçişi ve deniz yollarının güvenliği tartışmaya açılmışken, Orta Doğu'da su güvenliği de önem kazanmıştır. Savaş öncesi dönemde de küresel ölçekte en yüksek su sıkıntısı yaşayan coğrafyalardan biri Orta Doğu'dur. İklim değişikliği, kuraklık, talep artışı ve çatışmalar su kaynaklarını yeni bir rekabet cephesine dönüştürmüştür.
YİNE MUHALEFETİ HEDEF ALDI
İç cepheyi sağlam tutmadan dış kuşatmayı yarmak mümkün değildir. Sanıyorum ki sınırlarımız dışındaki tüm gelişmeler karşısında Terörsüz Türkiye sürecini sürdürmekteki ısrar ve kararlılığımızın temel sebepleri daha iyi anlaşılmaktadır. Hal böyleyken, bu süreci bahane ederek MHP'nin çizgisini, Türk milliyetçiliğinin fikri omurgasını sorgulamaya yeltenen sözde muhalefet, her şeyden önce kendi basiretsizliğini ele vermektedir. Oysa ne idrakları bu meseleyi kavramaya yeter, ne ufukları bu süreci okumaya yeter ne de çapları MHP'yi tartışmaya yeter. Türk milliyetçiliğini sorgulama cüretini gösterenler önce kendi siyasi acziyetlerinin ve fikri savrulmalarının hesabını çıkarmalıdır.
Savaş bazen silahla gelir, bazen ambargoyla gelir, bazen kurşunla gelir, bazen tohumla, gıda zinciriyle, gümrük baskısıyla gelir. Savaş sadece tankla, tüfekle yürütülmez. Bazen boş market raflarıyla, bazen kepenk indiren esnafla, bazen kapatılan pazar tezgahıyla olur. Bugün tohumu kim üretiyorsa savaşın galibi odur. Bir milletin sofrasına gelen aşı kim kaynattıysa savaşın galibi odur. Bize düşen çiftçiyi yalnız bırakmamaktır. Çiftçimizi ve köylümüzü ezdirmemek elbette bize düşecektir.
Tarımsal üretim alanında milletin emeği ve alın teri üzerinden haksız kazanç devşirerek kâr maksimizasyonu hedefleyen fırsatçıları tek tek belirlemeli ve nerede gayrimeşru bir kazanç alanı varsa derhal devlet eliyle kapatılmalı."
"ARA SEÇİM YOK"
Grup toplantısı çıkışında soruları yanıtlayan Bahçeli, "Cumhuriyet Halk Partisi kapısındaki sıkışıklığı Türkiye’yi karıştırarak aralamaya heves etmesin. Ara seçim yok seçim zamanındadır. Türk milletinin iradesidir ve o iradeye şimdiden saygı duymak lazımdır" ifadelerini kullandı.
Cumhuriyet
Yorum Ekle
Diğer Haberler
ROK'un tutuklandığı operasyon, 'şifresi kırılan telefondan' çıkmış
21 ilde düzenlenen yasa dışı bahis operasyonuyla ilgili soruşturmanın, 2024 yılında ele geçirilip, şifresi kırılan cep telefonundaki yazışmalar doğrultusunda açıldığı ortaya çıktı. Kütahy...
İBB soruşturması kapsamında gözaltına alınan 60 kişi adliyede
İBB'nin iştirak firmalarından Boğaziçi Tesis Yönetim Hizmetleri Anonim Şirketi'ndeki ihalelerde usulsüzlük yapıldığı iddiasına ilişkin gözaltına alınan 60 kişi adliyeye sevk edildi. İstan...
Meteoroloji açıkladı: Çok sayıda ilde kuvvetli yağış bekleniyor
Meteoroloji Genel Müdürlüğü, 21 Mayıs Perşembe gününe ilişkin hava durumu raporunu yayımladı. Rapora göre; Marmara (Edirne, Çanakkale ve Balıkesir dışında), Doğu Karadeniz’in iç kesimleri...
CHP tabanı, butlan ve operasyonları nasıl tartışıyor: ‘Seçime doğru butlan gelir mi?’
CHP bir yandan halk buluşmaları yaparken; bir yandan da danışma kurulu toplantılarıyla parti tabanını dinliyor. CHP’liler; belediye operasyonlarında esas rahatsızlığın Özkan Yalım gibi is...
MHP'den belediye başkanı hakkında ihraç kararı
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), parti ilkeleriyle ters düşen davranışlar gerekçesiyle Gaziantep Araban Belediye Başkanı Mehmet Özdemir'i belediye başkanları listesinden çıkardı. Milliye...
Özel, bazı siyasi partilerin kadın yöneticileriyle görüştü
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi'nin kadın yöneticileriyle bir araya geldi. Partiden yapılan açıklamaya göre, Özel, CHP Genel Merk...
"Fazilet Apartmanı" davasında gelişme
6 Şubat 2023'teki depremlerde yıkılarak 19 kişinin ölümüne neden olan Fazilet Apartmanı'na ilişkin davada mahkeme heyeti ek rapor talep etti.
DEM Parti'den Meclis'e 'Terörsüz Türkiye' Çağrısı
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, 'Terörsüz Türkiye' sürecine ilişkin TBMM'de kritik açıklamalarda bulundu. MHP lideri Bahçeli'nin önerdiği somut adımların önemine dikk...
Ali Mahir Başarır: 'Arınma derken herhalde bunu kastediyor'
CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır'dan eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun yayımladığı videodaki 'arınma' sözlerine yanıt geldi.CHP'nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğl...
SOSYAL MEDYA
MAGAZİN
Haluk Levent Yoğun Bakıma Alındı: Son Durumuna Dair Bilgi Geldi
Ünlü şarkıcı Haluk Levent, konser dönüşü rahatsızlandı. Mide kanaması geçiren Levent'in yoğun bakıma alındığı ve sağlığının kontrol altında olduğu öğrenildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ta...
TEKNOLOJİ
EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ
Gün sonunda bacaklarınız şişiyorsa dikkat!
Gün sonunda bacaklarda oluşan şişlik, ağırlık hissi ve rahatsızlık hissi, estetik bir sorundan ziyade damar sağlığına dair önemli bir sinyal olabilir. Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Serkan Akcan, özellikle uzun süre sabit pozisyonda kalan ve ayakta çalışan kişileri uyararak erken teşhisin önemine dikkat çekti.






Yorumlar
Bu haberde yorum bulunmamaktadir.