Yukarı
414807

Gölyazı'daki antik tiyatroda 'kişiye özel' seyirci basamağı bulundu

07 Kasım 2024 13:11

Bursa’nın Nilüfer ilçesindeki Gölyazı Mahallesi’nde yer alan Apollonia ad Rhyndacum Antik Kenti’nde devam eden kazılarda, Helenistik döneme ait olduğu düşünülen, bir kişiye özel olarak ayrılmış oturma basamağı keşfedildi.

Milattan önce 4'üncü yüzyılın sonlarında Uluabat Gölü'ne hakim Zambaktepe'nin yamacına inşa edildiği belirlenen, VIP alanlarıyla loca benzeri bölümleri bulunan tiyatronun yaklaşık 6 bin kişi kapasiteli olduğu değerlendiriliyor. 

Kazı başkanlığını yürüten Bursa Uludağ Üniversitesi'nin (BUÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Derya Şahin, kazıda öncelikle tiyatronun doğu parodosun (orkestra çukurunun her iki yanındaki karşılıklı giriş yolları) büyük bölümünü açığa çıkardıklarını söyledi. 

Geçen yıl orkestra alanını büyük oranda gün yüzüne çıkardıklarını, oturma sıralarını bulduklarını, batı parodosu kısmen açtıklarını belirten Şahin, bu sene ise hem batı parodos hem de kavea (seyircilerin oturduğu alan) bölümlerinde çalışmaya devam ettiklerini anlattı. 

Şahin, Helenistik dönemde antik kentin sur duvarlarının sağlamlaştırılması için bazıları yerinden sökülerek götürülen oturma basamaklarının bir bölümünün yerlerinden kaydığını dile getirerek, şu bilgileri verdi: 

"Sur duvarlarında oturma sıralarını görmek mümkün. Bir kısmı da halen burada korunmuş durumda. Onları yavaş yavaş ortaya çıkarmaya başlıyoruz. Tiyatronun büyüklüğü, orkestrası yaklaşık 28 metre çapında, kavea kısmı yani tüm oturma kısmını kapsayan, dışarıdan çevrilen duvarlarla birlikte yaklaşık 78 metre büyüklüğünde. Yani 80 metreye yakın oldukça büyük bir tiyatrodan bahsediyoruz. Dolayısıyla 6 bin kişiye yakın bir oturma kapasitesine sahip.

Oturma kapasitesi önemli; hem kentlerin nüfus yoğunluğu hem de kente yakın, kentin kontağında olan kentlerin de nüfus yoğunluğuna göre bir tiyatro planlanıyor. Buradakini de oldukça büyük bir tiyatro olarak tanımlayabiliriz. Tiyatronun yamaçta kurulması, Helenistik dönemde inşa edildiğini açıkça gösteriyor. Ancak Roma dönemiyle insanların istek, ihtiyaç ve bazı tercihleri değiştiği için Roma döneminde orkestrasının arena formunda düzenlendiğini söyleyebiliriz." 

Trajedi ve şiddet içerikli oyunlar sahneleniyordu 

Prof. Dr. Şahin, erken dönemlerde insanların trajedi içerikli oyunları sevdiğini, Euripides, Sofokles ve Aiskhülos'un yazdığı eserlerin sahneye konulduğunu ifade etti. 

Roma döneminde özellikle şiddet içeren gladyatör oyunlarının, hayvan mücadelelerinin öne çıktığını aktaran Şahin, "O yüzden orkestranın etrafı güvenlik amacıyla parapet duvarıyla çevriliyor. Bunu yaptığımız kazılarda açık şekilde görebiliyoruz" dedi. 

Tiyatrolarda oturma düzeninin hiyerarşik olduğunu vurgulayan Şahin, şöyle devam etti: 

"En altta oturdukları kısım, prohedria dediğimiz yani VIP'nin oturduğu kısım. Alttan yukarıya doğru gittikçe önem sıraları düşen insanların oturduklarını görüyoruz. En üstte kölelerin, ikinci sınıf öneme sahip insanların oturduklarını biliyoruz. Tiyatrolarda aynı zamanda oturma sıralarının rezerve edildiğini de biliyoruz.

Bununla ilgili farklı çalışmalarda çıkan örnekler de var, farklı kentlerde. Biz de burada yazıtlı bir oturma basamağı tespit ettik. Bu basamak, belli bir meslek grubunu işaret etmekten çok özel bir ismin yer aldığını bize gösteriyordu. Yani rezerve alanların da tiyatroda varlığı oldukça önemli. 'Aitroy' gibi bir isim. Eksik parçaları olduğu için tamamlayamıyoruz." 

Buluntuların daha çok mimari yoğunlukta olduğuna değinen Şahin, hem klasik hem Helenistik hem de Roma dönemine tarihlenebilen seramik parçaları, fragmanları, farklı metal buluntular, mimariye özgü birtakım kabartmalara ulaştıklarını belirtti. 

Tiyatronun mimarisini oluşturan unsurların kompleks ve girift olduğunu anlatan Şahin, "Başlangıçta tiyatronun oturacağı alanı seçmeleri çok önemliydi. Tiyatronun yeri, eğer yakında deniz ya da göl varsa oraya bakar şekilde planlanıyordu ve Helenistik tiyatrolarda özellikle bizim örneğimizde olduğu gibi bir yamaç üzerine kuruluyordu.

Tiyatro yapımında kullandıkları malzemeleri hemen yakındaki ve inşa ettikleri yerdeki ana kayaları kullanmak, yer yer ana kayaları düzelterek, yatak oluşturmak suretiyle inşa ediyorlardı. Metaller kullanarak, yatayda ve dikeyde, kenet ve zıvana dediğimiz, antik mimaride birleştirici unsurlar kullanarak yapı taşlarını birbirine bağlıyorlardı" diye konuştu. 

Roma İmparatoru Hadrianus'un sur duvarlarında korunan yazıtının bulunduğunu aktaran Şahin, profesyonel uzmanlar, restoratörler, antropolog, mimar ve işçilerin yer aldığı kalabalık bir ekiple yürüttükleri kazıyı hava şartları elverdiğince sürdüreceklerini sözlerine ekledi.

Sözcü



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


Diğer Haberler

Cem Sezgin'den yeni sergi: Zamansız

Cem Sezgin, sanatla kurduğu kişisel bağını bu kez “Zamansız” adlı üçüncü kişisel resim sergisiyle sanatseverlerle buluşturuyor. Cem Sezgin’in yaşamın temposuna adeta meydan okuyarak ürett...

Kadın temsiline sanatla itiraz

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle Basmane’deki tarihi Bıçakçı Han’da açılan “İmgeye İtiraz” sergisi, 35 sanatçının eserleriyle kadın temsili ve toplumsal cinsiyet kalıplarını sor...


İBB Şehir Tiyatroları sahnelerinde kadınların sesi yükseldi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları sanatçıları tarafından sahnelenen okuma tiyatrosu “Güçlenme Anlatıları-Dayanışma İçin” ve “Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin” oyunu 8 Mart Dü...

3. Ankara Mandolin Festivali başlıyor

Ankara, 14-15 Mart tarihlerinde mandolinin büyülü dünyasına ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Köy Enstitüleri mirasını ve çok sesli müzik kültürünü yaşatmayı hedefleyen 3. Ankara Mandoli...


İzmir Şehir Tiyatroları Torbalı’da

İzmir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları (İzBBŞT), sanatı şehrin her köşesine taşıma vizyonu kapsamında düzenlediği turne programına Torbalı ile devam etti. Cervantes’in ölümsüz eser...

Büyük şairlerin izinde aşk ve direniş

Bornova Belediyesi’nin düzenlediği Kent Söyleşileri’nin şubat ayı konuğu şair ve yazar Aydın Şimşek oldu. Uğur Mumcu Kültür ve Sanat Merkezi Çok Amaçlı Salonu’nda gerçekleştirilen “Büyük ...


Edip Akbayram, Çankaya’da sanat dolu bir günle anıldı

Karikatürcüler Derneği ve Çankaya Belediyesi, ünlü sanatçı Edip Akbayram anısına Çankaya Belediyesi Atatürk Sanat Merkezi’nde anma etkinliği düzenledi. ​Etkinlikte, dünyanın dört bir yanı...

''Herkesin eşit olduğu dünya''

Mona Fastvold’un yönettiği Ann Lee’nin Vasiyeti, Şaker mezhebinin kurucusu Ann Lee’nin inanç, eşitlik ve direnişle örülü yaşamını anlatıyor. Maggie Gyllenhaal’un Gelin! filmi ise Frankens...


‘Müziğin aydınlığı, ışığın sesi’

Sahnede dört kadın sanatçı: kemanda Ayşe Birden ve Aycan Küçüközkan, viyolada Özlem Sevil ve çelloda Funda Altun... Birden, Küçüközkan, Sevil ve Altun’dan oluşan Musicandle Quartet, klasi...

SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Mehmet Ali Erbil Boşanma Sonrası Sessizliğini Bozdu

Ünlü şovmen Mehmet Ali Erbil ile kendisinden 40 yaş küçük Gülseren Ceylan’ın kısa süren evliliği resmen sona erdi. Boşanmanın ardından ilk kez konuşan Erbil, dikkat çeken bir açıklamada b...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Her 6 kişiden biri 'sessiz katil' ile yaşıyor!

Dünyanın, bilimsel literatürde ‘Yalnızlık Salgını’ (Loneliness Epidemic) olarak tanımlanan, sessiz ama etkisi çok derin bir salgınla karşı karşıya olduğunu belirten Doç. Dr. Berke Kırıkkanat, “Araştırmalar, 18–25 yaş grubunda yalnızlık oranlarının bazı ülkelerde yüzde 60’a ulaştığını gösteriyor. Bu, ‘kimsem yok’ yalnızlığı değil; kalabalıklar içinde hissedilen anlaşılamama ve duygusal güvencesizlik” dedi. Doç. Dr. Oğuzhan Zahmacıoğlu da, yalnızlığın klinik etkilerinin artık görmezden gelinemeyecek düzeyde olduğunu ifade etti.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR