Pentagon'un yeni savunma stratejisinin şifreleri
ABD Savaş Bakanlığı (Pentagon), 2026 yılına ilişkin yeni 'Ulusal Savunma Stratejisi' kapsamında, terör örgütleriyle mücadelede kaynakların sürdürülebilir bir şekilde kullanılacağı bir yaklaşımı benimsemeyi planlıyor. Pentagon’un 24 Ocak'ta yayımladığı belgede, iki temel değişiklik göze çarpıyor.
Pentagon’un yeni savunma belgesi, Washington’un güvenlik önceliklerinde yeni bir döneme işaret ediyor. Terörle mücadeleden sınır güvenliğine, Latin Amerika'dan müttefiklerle ilişkilere oldukça geniş bir çerçeve, ABD’nin önümüzdeki dönemde hangi başlıklara ağırlık vereceğini netleştiriyor.
Pentagon belgesinde, “Bakanlık, ABD’ye saldırma kapasitesi ve niyeti bulunan örgütleri hedef alarak teröristlerle mücadelede 'sürdürülebilir bir kaynak yaklaşımına' bağlı kalacaktır” ifadelerine yer verildi.
Pentagon, cuma günü duyurduğu yeni savunma stratejisinde, ABD ordusunun iç güvenliğe öncelik vereceğini, Çin’i caydırmanın da temel hedeflerden biri olacağını açıkladı. Buna karşılık, Avrupa ve diğer bölgelerdeki müttefiklere sağlanacak desteğin 'daha sınırlı olacağı' belirtildi.
SINIRLI DESTEK, ÖLÇÜLÜ DİL
2026 Ulusal Savunma Stratejisi’nde, “ABD kuvvetleri ülke topraklarını ve Hint-Pasifik bölgesini savunmaya odaklanırken, müttefiklerimiz ve ortaklarımız, kendi savunmalarından sorumlu olacak; ABD kuvvetleri, onlara temel fakat daha sınırlı bir destek sağlayacaktır” denildi.
Pentagon, Avrupa’daki müttefiklere verilecek desteğin 'daha sınırlı' bir çerçevede tutulacağını özellikle vurguladı.
Söz konusu doküman, Pentagon’un önceki çizgisine kıyasla bir 'yön değişikliğine' işaret ediyor. Bu değişiklik, 'hem ABD müttefiklerine yönelik desteğin azaltılması hem de Washington’un geleneksel rakipleri olan Çin ve Rusya’ya yönelik dilin daha ölçülü olmasıyla' dikkat çekiyor.
Belge, ABD ile NATO müttefikleri arasında, 'benzeri görülmemiş bir kriz' olarak tanımlanan Grönland krizinden bir hafta sonra yayımlandı. Metinde, ABD’nin ağırlığını Hint-Pasifik’e ve ülke savunmasına kaydıracağı, müttefiklerin ise kendi güvenliklerini daha fazla üstleneceği tekrarlandı.

ÇİN VE RUSYA'YA YAKLAŞIM DEĞİŞİYOR
Eski ABD Başkanı Joe Biden döneminde yayımlanan önceki savunma stratejisinde Çin, Washington için 'en büyük meydan okuma' olarak tanımlanırken; Rusya ise 'ciddi bir tehdit' olarak değerlendirilmişti.
Yeni belgede ise Pekin ile 'saygıya dayalı ilişkiler' kurulması çağrısı yapılırken, ABD’nin müttefiki Tayvan’a yönelik herhangi bir atıf yer almadı. Belge, Rusya kaynaklı tehdidi ise 'süregelen ancak kontrol altına alınabilir' olarak niteledi. Bunun, NATO’nun doğu kanadındaki bazı üyeleri etkilediği ifade edildi.
Pentagon’un yayımladığı metinde, “Rusya kalıcı bir tehdittir; ancak öngörülebilir gelecekte NATO’nun doğu kanadındaki üyeler için kontrol edilebilir bir tehdittir” denildi.
SINIRLAR, İSTİLA VE DÜZENSİZ GÖÇ
Hem Biden hem de Trump dönemindeki savunma stratejileri ulusal güvenliğin korunmasının önemini vurgulasa da, tehdit tanımları büyük ölçüde farklılaşıyor.
2026 belgesinde Pentagon’un, "Sınırların kapatılması, her türlü istilanın püskürtülmesi ve düzensiz göçmenlerin sınır dışı edilmesine öncelik vereceği” belirtildi.
Biden ise Çin ve Rusya’ya odaklanarak, bu iki ülkenin 'iç güvenlik ve emniyet açısından herhangi bir terör tehdidinden daha ciddi sınamalar oluşturduğunu' savunmuştu.
Öte yandan 'Ulusal Savunma Stratejisi 2026', Biden yönetiminin 'yükselen tehdit' olarak sınıflandırdığı iklim değişikliği risklerine de değinmiyor.

MONROE 2.0: HEDEF LATİN AMERİKA
Beyaz Saray’ın eylül başında yayımladığı 'Ulusal Güvenlik Stratejisi'ne benzer şekilde Pentagon, Latin Amerika’yı öncelik sıralamasında üst basamaklara taşıdı.
Belgede, “Amerika kıtasında ABD’nin askeri üstünlüğünü yeniden tesis edeceğiz. Bunu, vatanımızı korumak ve bölgede kilit alanlara erişimimizi güvence altına almak için kullanacağız” ifadeleri yer aldı.
Bu yaklaşım, belgede 'Trump'ın Monroe Doktrini’ne ilavesi' olarak tanımlandı.
ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun, ABD özel kuvvetleri tarafından Caracas'taki konutundan silah zoruyla kaçırılmasını, ABD’nin Amerika kıtasındaki nüfuzunu rakipsiz biçimde yeniden tesis etme gerekliliğiyle gerekçelendirmişti. Ancak bu yaklaşımın bir sonucu olarak, başta Çin ve Rusya olmak üzere rakip devletlerin, kendi nüfuz alanlarında benzer adımlar atmaya yönelebileceği değerlendiriliyor.
Trump, Venezuela’da gerçekleştirilen operasyonun, 'Monroe Doktrini' olarak bilinen ilkenin yeniden canlandırılması kapsamında olduğunu savunmuştu. Bu doktrin, Latin Amerika’nın kıta dışı güçlerin nüfuzuna kapalı olması gerektiği fikrine dayanıyor.
Cumhuriyet
Yorum Ekle
Diğer Haberler
ABD’nin Ortadoğu’daki askeri varlığı son 8 ayın zirvesinde
İsrail Ordu Radyosu’nun cumartesi günü aktardığı değerlendirmelere göre, ABD’nin Ortadoğu’daki askeri konuşlanması bu hafta rekor seviyelere ulaştı. Bu yığılmanın, geçen yıl haziran ayınd...
ABD'de yoğun kar yağışı ve dondurucu soğuk alarmı
ABD'nin büyük bir kesiminin ileriki günlerde yoğun kar yağışı ve dondurucu soğukların etkisi altında kalacağı bildirildi. Kar yağışı öncesi New York ve Washington DC bölgesinde bulunan sü...
İran'dan ABD'ye Sert Uyarı: 'Herhangi Bir Saldırı Topyekün Savaş Sayılacak'
ABD’nin Orta Doğu’ya donanma göndermesinin ardından İran’dan tansiyonu yükselten açıklamalar geldi. Üst düzey bir İranlı yetkili, ülkesine yönelik olası bir saldırının “topyekün savaş” ol...
İtalya'dan Avrupa'da NATO'yu güçlendirme çağrısı
İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, NATO'nun Avrupa ayağını güçlendirmeleri gerektiğini, aksi takdirde her seferinde kararı ABD'ye bırakmak durumunda kalacaklar...
Melania belgeseli 20 salonda gösterime giriyor
MGM stüdyolarının Amazon platformu üzerinden hazırladığı Melania Trump belgeseli, 29 Ocak’ta ABD’deki 20 sinema salonunda ilk kez izleyiciyle buluşacak. Galanın, Washington’da Donald J. T...
Rus savaş uçaklarından Baltık'ta: 5 saatlik uçuş
Rusya Savunma Bakanlığı, uzun menzilli bombardıman uçaklarının Baltık Denizi’nin tarafsız suları üzerinde 5 saatlik uçuş gerçekleştirdiğini açıkladı.
Elon Musk ilk kez Davos'ta konuştu: 'Robotların sayısı insanları geçecek'
Elon Musk, Davos’taki konuşmasında gelecekte dünyadaki robot sayısının insan sayısını geçeceğini ve yapay zekânın insan zekâsını aşacağını öne sürdü. Musk, Tesla’nın Optimus robotlarının ...
'Dev bir ABD filosu Körfez’e doğru yola çıktı!'
İran Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı, dün (22 Ocak) yaptığı açıklamada, protestoların ardından Tahran’ın 'parmağının tetikte' olduğunu belirterek Washington’u uyardı. Başkan Trump ise ...
SOSYAL MEDYA
MAGAZİN
Doğukan Güngör’den İlk Açıklama Geldi
Ünlü isimlere yönelik yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve yapılan testlerde sonucu pozitif çıkan oyuncu Doğukan Güngör, rol aldığı “Kızılcık Şerbeti” dizisini...
TEKNOLOJİ
EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ
Zona aşısı biyolojik yaşlanmayı yavaşlatıyor!
2026 yılına damga vuran tıp araştırması: Zona aşısı olan 70 yaş üstü bireylerin, DNA seviyesinde daha yavaş yaşlandığı kanıtlandı. Aşının bağışıklık sistemini eğiterek kronik iltihaplanmayı baskıladığını belirten uzmanlar, bu yöntemin sağlıklı yaşlanma stratejilerinde yeni bir dönem başlatabileceğini öngörüyor.






Yorumlar
Bu haberde yorum bulunmamaktadir.