- 'Cumhurbaşkanına 1,5 milyon ağacın akıbeti sorulmalı'
- İYİ Parti'den 'Gürlek' tepkisi: 'Hukuk beklemek mümkün değil'
- Epstein belgeleri Fransa’yı karıştırdı: Eski bakanın başkanlık ettiği enstitüye polis baskını
- Beşiktaş - Galatasaray derbisinin tarihi belli oldu!
- Yunanistan hidrokarbon için düğmeye bastı
Sosyal medya bizi hipnotize ediyor
Sosyal medyanın genç yaşlı demeden hemen herkesi saatlerce esir aldığına dikkat çeken Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Derya Uludüz ’’Alışkanlık ötesi bir durum yaşıyoruz. Bu yeni çağın dijital hipnozu’’ diyor.
Günümüz insanı akıllı telefonla yatıp, akıllı telefonla güne başlıyor. Bu cihazlar gün boyunca elden düşmüyor. ‘’Farkında olmadan sosyal medya bağımlısı olduk’’ diyen Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Derya Uludüz, önemli uyarılarda bulundu…
İNSANA ‘AÇLIĞI’ BİLE UNUTTURUYOR
Hipnoz deyince aklımıza hemen gözleri devrilmiş, transa geçmiş insanlar geliyor ama aslında hipnoz, zihnin dış dünyadan geçici olarak uzaklaşıp iç dünyaya, bilinçaltına odaklanmasıdır. Gözler açık olabilir ama dikkat daralır. Bilinçli düşünme mekanizmaları devreden çıkar, kişi telkinlere açık hale gelir.
İşte sosyal medya da tam olarak bu durumu yaratıyor. Bir düşünün… Elinize telefonu alıyorsunuz, 20 dakika geçtiğini fark etmiyorsunuz. Açlığınızı bile unutuyorsunuz, çevrenizde olup bitenlere ilgisiz kalıyorsunuz. Zihniniz adeta transa geçiyor… Bu aslında beynin işleyişinin değiştiği hipnotik bir durum.

Prof. Dr. Derya Uludüz
BAĞIMLILIĞIN NEDENİ
Sosyal medya, beynin ödül sistemi olan dopamin üzerine kuruludur. Her beğeni, bildirim, yeni içerik küçük bir ödül dalgası yaratır. Beyin bu ödül beklentisiyle uyarılır. Bildirim gelmese bile elimiz telefona gider çünkü dopamin bizi “bak, bir şey olabilir” diye dürter. Bu ödül-beklenti döngüsü beynin doğal dopamin dengesini bozar. Kitap okuyamaz hale geliriz. Dikkat süremiz 8-10 saniyeye düşer. İçerik izlemeden duramayan, sürekli kaydıran, ekran kapalıyken huzursuz olan bir hale geliriz. Bu da bir tür bağımlılıktır.
Olay sadece izlemekle bitmez. Görülen içerik düşünceye dönüşür, düşünce yorum olur, yorum eyleme döner. Kişi artık sosyal medya tarafından şekillendirilmiştir ve çoğu zaman bu sürecin farkında bile değildir. “Bu benim düşüncem mi?” diye sormaz. Çünkü telkin etkisi bilinçaltına yerleşmiştir.
GENÇLER TEHDİT ALTINDA
Özellikle 25 yaş altı gençler bu etkiye daha açık. Çünkü onların beyni hâlâ gelişme aşamasında. Özellikle ergenlik döneminde prefrontal alan tam olgunlaşmadığı için kararlar duygularla veriliyor. Sosyal medyada sloganlar, duygusal içerikler, tekrarlar… Bunların hepsi genç bir zihin için hipnotik bir tuzaktır.
Bir genç kız ailesiyle tartışır, odasına kapanır. Sosyal medyada bir akım, bir siyasi söylem dikkatini çeker. Kısa sürede okuldan soğur, protestolara katılır, hayatını değiştirir. Bu bir irade değil, dijital telkinle yönlendirilen bir davranıştır. Fark etmeden hipnoza girmiştir.
ÖNLEMİNİZİ ALIN
Dijital hipnoza karşı şu önlemleri alabilirsiniz:
Farkındalığınızı artırın: Sosyal medyada gezinirken bir paylaşım gördüğünüzde kendinize şu basit ama güçlü soruyu sorun: Ben mi böyle düşünüyorum, yoksa bu düşünce bana empoze mi edildi?, Bu paylaşımı ben mi seçtim, yoksa önüme düştüğü için mi okudum?
Bu sorgulama, beynin prefrontal korteksini, yani karar veren, analiz eden merkezini aktif hale getirir. O an durup düşündüğünüzde hipnotik zinciri kırmaya başlarsınız. Zihin yeniden “sahibine” döner.
Dopamin detoksu yapın: Sürekli dopamin bombardımanı altındaki beyin, bir süre sonra doğal zevkleri hissedemez hale gelir.
İşte bu yüzden haftada bir gün ekranlardan uzaklaşmak, doğada yürümek, kitap okumak, sessizlikle vakit geçirmek “beynin sıfırlanması” için şarttır. Buna “dopamin detoksu” denir. Bu arınma, sosyal medyaya bağımlı hale gelmiş ödül sisteminizi dengelemeye başlar.
Telefon sizi yönetmesin, siz onu yönetin: Instagram, TikTok, X gibi uygulamalara günlük kullanım süresi sınırlamaları koyun. 20 dakika kuralı birçok araştırmada etkili bulunmuştur. Süre dolunca uygulamadan çıkın, nefes alın, gerçek dünyaya dönün. Unutmayın: her bildirim bir tuzak olabilir.
Güne ekransız başlayın: Uyandıktan sonraki ilk yarım saat, beynin en taze, en açık olduğu zamandır. Bu aralıkta alınan uyarılar, günün kalanında zihnin nasıl çalışacağını belirler.
Eğer sabah ilk iş Instagram’a girerseniz, güne başkalarının hayatını izleyerek başlarsınız. Bunun yerine gözünüzü güneşe çevirin, kahvenizi içerken sessizce düşünün. Sabah ekran yoksa, gün daha çok “size ait” olur.
İç sesinizle buluşun: Default mode ağı beynin içsel sesi, hayal gücü, kendilik farkındalığı ile ilgilidir. Sosyal medya bu ağı baskılar. Bu baskıyı kırmak için günde sadece 5 dakika nefes egzersizi yapmak ya da sessizce gözleri kapatıp beklemek yeterli. Bu sırada “Ben bugün ne hissediyorum?” sorusunu sormak bile iç sesi yeniden açar.
Çocuklar ve gençler için önlem alın: Genç beyinler henüz gelişme aşamasındadır ve hipnotik telkinlere karşı daha savunmasızdır. Bu yüzden sosyal medyayı tamamen yasaklamak değil, onları medya okuryazarlığı ile tanıştırmak gerekir. Finlandiya ve Güney Kore gibi ülkelerde bu dersler okullarda zorunlu.
Çocuklara şu beceriler mutlaka öğretilmeli: eleştirel düşünme, duygu farkındalığı ve kontrolü, bilgi sorgulama, dijital sınır koyma alışkanlığı. Bilinçli bir nesil, dijital dünyanın büyüsüne değil, gerçekliğine yönelir.
Sözcü
Yorum Ekle
Diğer Haberler
Ciltte kaşıntı ve kızarıklığa dikkat: Egzama belirtileri neler?
Egzamanın hem çocuklarda hem de erişkinlerde yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebileceğini belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Gizem Eren, “Egzama birçok iç ve dış faktörle tetiklenebilir. ...
Çocuğunuz 'Bacağım Ağrıyor' Diyorsa Sebebi Kasık Fıtığı Olabilir
Çocuklar ağrıyı her zaman doğru yerden tarif edemeyebilir. “Bacağım ağrıyor” ifadesi çoğu zaman kas-iskelet sistemiyle ilişkilendirilir; bu da aileleri doğal olarak ortopedi değerlendirme...
Dijital çağın 'hızlı' aşkları depresyonu tetikliyor
Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi'nden Doç. Dr. Ali Erdoğan, dijitalleşme ile birlikte 'aşk' ve 'sevgi' kavramlarının hızla tüketilen bir araç haline geldiğini belirterek, "Aşklar, ...
Okumak ve öğrenmek riskleri azaltıyor
Dünya genelinde 2050 yılına kadar 150 milyon kişiyi etkilemesi beklenen demans tehdidine karşı bilim dünyasından umut verici bir araştırma geldi. Chicago’daki Rush Üniversitesi’nin verile...
Yeterince su içmemek vücudu adım adım çökertiyor
Uzmanlar, günlük yeterli miktarda su tüketilmemesinin beyin fonksiyonlarından cilt sağlığına, enerji seviyelerinden tansiyona kadar birçok hayati sistemi olumsuz etkilediğini vurguluyor. ...
Uzmanı uyardı: Glütensiz beslenme herkes için sağlıklı değil!
Sağlıklı bireyler için glütenin tek başına zararlı olduğuna dair bilimsel kanıt olmadığını işaret eden Diyetisyen Yüksel Esra Yetim, “Tam tahıllardan gelen glütenli besinler; posa, B grub...
Küresel sağlık riskleri artıyor: 2026’da izlenmesi gereken 3 tehlikeli virüs
Bir epidemiyolog, 2026 yılına girerken küresel halk sağlığı açısından risk oluşturabilecek üç virüse dikkat çekti. İklim krizi, nüfus artışı ve küresel hareketlilik, virüslerin daha hızlı...
Duşta aşırıya kaçanlar dikkat: Cilt sağlığına zarar verebilir
Uzmanlara göre duş alışkanlıkları herkes için aynı olmamalı. Fazla duşun cilt sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olabileceği uyarısı yapılıyor. Duş almak çoğu kişi için günlük rutinin vazg...
'Erken teşhiste başarı oranı yüzde 90'ın üzerinde'
4 Şubat Dünya Kanser Günü’nde Türkiye’nin kanser haritasını değerlendiren uzmanlar, erken teşhisin hayati önemine dikkat çekti. Akciğer, meme ve jinekolojik kanserlerde cerrahi başarının ...
SOSYAL MEDYA
MAGAZİN
Özgü Namal’dan Berlin’de alkışlanan ‘Türkiye’ çıkışı: O soruyu anında düzeltti!
Berlin Film Festivali’nde "En İyi Oyuncu" dalında Gümüş Ayı’ya aday gösterilen Özgü Namal, katıldığı söyleşide Türkiye ile ilgili sorulan provokatif soruyu düzelterek büyük takdir topladı...
TEKNOLOJİ
EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ
Ciltte kaşıntı ve kızarıklığa dikkat: Egzama belirtileri neler?
Egzamanın hem çocuklarda hem de erişkinlerde yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebileceğini belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Gizem Eren, “Egzama birçok iç ve dış faktörle tetiklenebilir. Sabunlar, deterjanlar, parfümler, bazı metaller, bitkilerle temas, nem, toz, polen ve küf egzamanın ortaya çıkmasına yol açabilir. Soğuk ve kuru hava da cilt bariyerini bozarak şikayetleri artırabilir” dedi.






Yorumlar
Bu haberde yorum bulunmamaktadir.